1912’de Van’da doğdu adı Mehmet’ti; anasını babasını hiç bilmedi. Kendi anlatımıyla, “Birinci Dünya Savaşı’nın ortada bıraktığı çocuklardan biriydi”. Van’dan Adana’ya getirdiklerinde çok küçüktü. Çocuğu olmayan, fakir bir ailenin yanına verdiler. Onları, amcası ve yengesi biliyordu, öyle çağırıyordu. Anlaşılan, amca -yenge demesi istenmiş, böyle hatırlıyordu Mehmet.
Çok yaşlı ve bir o kadar da çirkin bir kadın soluk soluğa karakola gelip :
“Memur bey adamın biri beni saatlerdir izliyor, kendimi buraya zor attım, galiba
sarhoştu.” der.
Banka kuyruğunda tanıştığı yaşıtıyla evlenmesine çocukları izin vermedi.
Kavak Köyü'nde yaşayan Gülsüm Arslan, yaklaşık 2 ay önce yaşlılık maaşını almaya gittiği bankada sıra beklerken, Akçalar Beldesi'nde yaşayan kendisi gibi yaşlılık maaşını almaya gelen 3 çocuk babası 80 yaşındaki Kazım Yıldız ile tanıştı.
İddiaya göre Kazım Yıldız, kısa bir süre sonra Gülsüm Arslan'la evlenmek istedi.
Derlemeler: Ezan yerine Zeki Müren şarkısı dinlediler!
Ezan sistemi ve radyo frekansı karışınca 170 caminin minaresinden Zeki Müren şarkısı çaldı.
Rize'de merkezi ezan sistemine farklı frekans karıştırılınca kentteki 170 caminin hoparlörlerinden yaklaşık 5 dakika boyunca şarkı ve müzik çaldı. Zeki Müren şarkılarını dinleyen Rizelilerin yorumu ise ilginç..
Yağmur çiseliyor, hava da bir hayli soğuktu. Hafif sis çökmüştü çevreye, çarşı merkezinin sokakları da iyice tenhalaşmıştı. Arada bir şimşek çakıp ardında yırtılacakmış gibi gök gürlüyordu.